ATAM “İZİN”DEYİZ

1
44
Avukat Yavuz Selim Aydın

Bir 10 Kasımı daha geride bıraktık. Geride kalan bu günün bizimle beraber aslında bütün dünya tarihi için özel bir anlamı var. Ancak, Türk Milleti olarak biz bu hasreti en derinden hissediyoruz. Atamızın vefat tarihi olan 10 Kasım da o malum saatte gerçek anlamda hayat duruyor ülkemizde. Sirenler çaldığında kimimiz aracından inip, kimimiz oturduğu yerden kalkıp saygı duruşunda bulunuyor. Kimi asker selamı verirken kimi de elini kalbinin üzerine koyarak ona olan saygısını gösteriyor. Televizyonlar, gazeteler onun görüntü ve resimleriyle, Türk Bayrakları ile süsleniyor. Ben de bu günü bir iç burukluğu, ince bir hüzün ile geçiriyorum. Ancak benim bu konuda ifade etmek istediğim bazı şeyler var. Yazımı da bu sebeple kaleme aldım.

Onun ile ilgili inkarı mümkün olmayan bir çok şey var. Atatürk’ün askeri ve siyasi başarılarını, kendisinin ileri görüşlülüğünü, gerçek anlamada ki devlet adamlığını, insaniyetini vb. özelliklerini uzun uzun anlatmak istemiyorum. Ben onun inkılaplarını, devrimlerini sonuna kadar irdeleyip anlayabildikten sonra ona saygı duyduğu kadar onu sorgulayabilen, onu eleştirebilme yetisini kendinde görebilen gençler arasında olabilmek istiyorum. Kendimi henüz bu konuda yeterli görmüyorum. Bu sebeple bu yazımda ona ilişkin hiçbir eleştirim olmayacağı gibi, bütün eleştirilerimi onu yeterince anlayamayan bizlere yöneltmiş olacağım. İfade etmek istediğim şu ki; ona bir peygamber edasıyla tapanlar beni vicdanen rahatsız ediyor ve bu tapışın bizi geri götürdüğüne inanıyorum. Şöyle ki; Atatürk devrimlerini sonuna kadar irdeleme iradesini kendisinde göremeyen gençlik, onun yaptıkları ile yetinerek, ne de olsa bu devrimleri gerçekleştiren M. Kemal Atatürk’tür ve bizim ondan iyisini yapma imkanımız yoktur fikrini kendi tembellik ve bilgisizliklerine bir mazeret olarak kuşanmış bulunmaktadırlar. Oysa yukarıda bahsettiğim gibi biz onu eleştirebilecek bilgi seviyesine kendimizi çıkarttığımızda, bu bilgi cesaretini kendimizde bulduğumuzda onun devrimlerinin temelinde, onun yakmış olduğu ateşi daha da harlayarak milletimizi daha aydınlık bir geleceğe taşıyabiliriz. Bu gençlik kuşanmış olduğu bu mazeret ile onun yaptıkları ile yetinmekte, onun yolundan şaşmamayı bekâları için kâfi bulmaktadır. Bu noktada “Atam İzindeyiz” derken, onun bırakmış olduğu izden aslında nereye gitmek istediğini idrak ederek gelecek nesiller için bu yolu daha da uzaklara taşımamız gerekmektedir. Aksi halde gençliğimizin zihninden Atamızın bırakmış olduğu bu iz zamanın hızına yenilerek usul usul silinecektir.

Atatürk gerçekleştirmiş olduğu devrimlerle hepimize aslında bir miras bırakmıştır. Onun fikri anlamda bırakmış olduğu bu miras Atatürkçülüktür. Atatürk’ün fikir ve düşüncelerinin özünü oluşturan Atatürkçülük her türlü dogmatik unsurdan arınmış gerçekçi ve akılcı bir dünya görüşünü ifade eder. Oysa biz Atatürk’e taparak aslında onu başlı başına bir dogma haline getirmekteyiz. Bilgi yoksunluğumuzdan onu değiştirmeye cesaret edemiyoruz. Kendisi bu günleri dahi ön gererek bize yol gösterecek bir söz söylemiştir. Söz o dur ki; “ Benim manevi mirasım ilim ve akıldır… Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilim rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar…” demiştir. Atatürk’ün bu ifadelerinden benim anladığım, kendisi onun yolunu temel almamızı istemekle, kendi rehberliğinin dışında ilim ve aklın peşine düşmemiz gerektiğini beyan etmektedir. O dahi benden ötesi sizin elinizde, beni aşın derken bizim siyasi manada ona taparak olduğumuz yerde saymamız, hatta ve hatta daha da geriye gitmemiz akıl ve ilmin rehberliğine başvurmadığımız anlamına gelmektedir.

Son olarak M. Kemal Atatürk bizim için bir önderdir. Kendisinin bu önderliği, her ne kadar bu dönem bir yıpratma politikası yürütülüyor olsa da, teknolojik imkanların bilginin hızlı ve kolay dolaşımını sağlıyor olması sebebiyle tarihte ki diğer Türk önderlerinden kat ve kat daha uzun sürecektir. Bizim bu imkânları kullanmamız gerekmekte. Tabiidir ki aynı imkânlar bizim yapmak istediklerimizi engellemek isteyenler için de mevcuttur. Bazı şeylerin sürebileceğini ancak sonsuz olamayacağını öngörmekle, bu doğrultuda arz edilmek istenen şudur ki; gelin bir an önce, hep beraber M. Kemal Atatürk’ü eleştirebilmek için gerekli bilgi seviyesine ve siyasi ufka ulaşmak gayesi ile çaba sarf edelim.

1 YORUM

  1. yalnız hakkı bey in ısrarla ‘kadın’ kseemlii kullanmaması ve ‘hanım’ kseemlii kullanması çok komik.aynı zihniyeti ‘bayan’ kseemlii kullanmasa da taşıyor.kaldı ki ben yazılarında ve tv programlarında ‘bayan’ kseemlii kullandığına da denk geldim.ve de sadece dil açısından meseleye yaklaşması mevzuuyu anlamadığını gösteriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.