HABERİN HABERİ!

0
64

Giresun’da meydana gelen ve 2 polis 1 doktorun açığa alınması ile sonuçlanan haberimiz üzerine aldığımız olumlu ve olumsuz tepkileri bir başka haber ile sonuçlandırmak zorunda kaldık.

Son iki gün içinde Giresun isminin olumsuz olarak karıştığı menfur bir olay ülke gündemini resmen ikiye bölerek her kesimden sosyal medya üzerinden bir birinden farklı paylaşımlar ile yaşanan olay mecrasından saptırılarak asıl maalesef bambaşka bir boyut aldı.

Gurbetçi Giresun Gazetesi olarak 2009 yılından bu yana Giresun ilinin bir çok konusunda başta kendi üretimimiz ve gönüllü muhabirlerimizin bizlere ulaştırdığı resim, haberleri bunun yanı sıra Giresun’da yaşayan ve haber ajansları ile mahalli gazetelerde görev yapan muhabir arkadaşların ürettiği haberleri elimizden geldiğince tarafsız objektif bir sunum ile değerli okurlarımızın beğenisine sunduk.

Son yaptığımız Yusuf Dede başlıklı haberimiz üzerine ailesinde 2 doktor, 2 ve daha üzeri polis bulunan bir gazeteci olarak beklediğimizin üzerinde çok büyük tepkiler aldık.

Yaptığımız haberi doğru bir temele oturtmak adına bütün ajanslar ve sosyal paylaşım sitelerinden olduğunca uzak bir dil kullanmaya çalıştık.

Buna rağmen yaptığımız haberin haber olması zorunluluğu doğdu. Ülkemizde zor şartlar altında görev yapan Emniyet Mensuplarımız ve her gün bir başka olay ile can güvenliğini sağlayamadığımız doktorlarımızın özel uyarılarına maruz kaldık.

Yaptığımız haberin ana başlığı doktor kardeşimizin yaşı ve fiziki konumuna bakmaksızın Beyaz Butonu (can güvenliği savunması) kullanmasını ve olayın başlangıcı ile neticesinin kendisininde istemeyeceği bir boyuta ulaşmasını eleştirdik. Gelelim haberin haber olan kısmına;

1) Arkadaş listem ile ulaşabildiğim kişi sayısı, basının ulaştığı ile kıyaslanamaz ama olsun, 1 kişiyi bile doğru bilgilendirebileceksem, bunu paylaşmam boynumun borcudur.
Birçoğunuz duymuştur Giresun’daki talihsiz olayı. Yaşlı bir vatandaşın, eşinin ilaçlarını yazdırmaya gittiği hastaneden polis eşliğinde çıkması ve sonrasında kalp krizi nedeniyle vefat etmesi.
Merhum yani Yusuf Bey, İstanbul’da ikamet eden ve eşiyle birlikte Giresun’a misafir olarak gelen bir vatandaş. Eşinin ilaçlarını yazdırmak için, İstanbul’daki aile hekimine gidemeyeceğinden misafir bulunduğu Giresun’da bir aile hekimine gidiyor. Tamam, elbette gidebilir. Yazdırmak istediği ilaç ise Coumadin denen son derece tehlikeli bir kan sulandırıcı. Aylık kan tahliline göre doz ayarlaması çok hassas yapılan bir ilaç. Fazla gelirse kanama ile, az gelirse pıhtılaşma ile hastayı öldürebilir.
Haklı olarak meslektaşım ilacı yazamayacağını, hastayı görmesi gerektiğini söylemiş. Öncelikle hastayı görmeden, gıyabında ilaç yazmak, bi krem bile yazmak etik olmadığı gibi evrakta sahtecilikten suç olup para ve meslekten men cezası varken Coumadin gibi bir ilacı hiç tanımadığı bir hastaya hiçbir doktor yazmaz.
Hastasının yatalak olduğunu, gelemeyeceğini söylemiş, bunun gibi durumlar için evde bakım hizmetleri mevcut ama bu vatandaşın istediği gibi yani o anda başvurduğu doktorun kalkıp, hastaları oracıkta bırakıp da o anda evine gitmesi şeklinde yürümüyor bu işler, belediye ile organize bir sistemi var. Kaldı ki, İstanbul’dan Giresun’a kadar gidebilen eşi belki de aile hekiminin yanına gidebilecek durumda olabilir, bilmiyorum.
İlacı yazamayacağını söyleyince son derece saldırgan bir karşılık gören meslektaşım “beyaz kod” vermek zorunda kalmış. “Zorunda kalmış” diyorum çünkü “beyaz kod” vermek biz hekimler için de aylarca süren ve son derece yıpratıcı bir süreç demek ve sonunda da genellikle caydırıcı cezalar verilmediğinden de manevi olarak yıprandığımızla kaldığımız bir durum. Ancak sözlü veya fiziksel şiddete maruz kaldığımızda elimizde olan tek seçeneğimiz de yine “beyaz kod”. Son yıllarda meslektaşlarımız görevleri başında yaralanıyor hatta öldürülüyorken de, can güvenliğimiz için endişeyle çalışırken “beyaz kod” verme kararı için çok da düşünmemek gerekiyor aslında.
Olaya tanık olmadım ama rahmetli Yusuf Bey’i tanıyanların, ne kadar saldırgan bi insan olduğunu sosyal medyada yazdığını okuyunca az-çok tahmin edebiliyorum meslektaşımın nasıl korktuğunu.
Beyaz kod sonrası polis tarafından götürülen, detaylarını tam bilmediğim bir mücadele sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Yusuf bey için Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.
Ama burada sadece mesleğinin gereklerini yerine getiren, resmi kurallara uyan, beyaz kod gibi zor bi yola kendi canını korumak için başvuran meslektaşımın, soruşturma sürecinde açığa alınmış olduğunu öğrenmek benim kanımı dondurdu!
O ilaçları yazmış olsaydı, belki de Yusuf beyin değil eşinin cenazesi kalkacaktı bugün. O zaman da doktoru suçlayacaklardı ki görmediği hastaya ilaç yazmaktan zaten suçlu olmuş olacaktı.
Hekimlere karşı anlayamadığım bir düşmanlığın sık sık gündeme geldiği son günlerde, basının ve dolayısıyla da halkın olayları yanlış aktarması artık sabrımı taşırdı.
Doğrusunu anlatmayı ise kendime bir görev gibi hissettim.
Şu sözü çok doğru bulurum:
“Ignorance is bliss” (cehalet mutluluktur)
Biz ise onlardan olmayalım…

Dr.Sinem Nur Selçuk

2) Samsun’da 85 yaşındaki vatandaş K.Ö. bankaya oğlu adına kredi almak için gittiğinde oğlunun bizzat gelmesi istendiği için taşkınlık çıkardı. Banka görevlisi ve güvenlik görevlileri ile tartışan K.Ö. polisler tarafından götürülürken kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. “Bir kereliğine kredi versen nolurdu sanki” denilen banka görevlisi suçlu bulunarak hapse atıldı.

Bayburtta 79 yaşındaki vatandaş A. Y. Tapu Kadastro müdürlüğünde karısı için tapu düzenlemek istedi ancak karısının bizzat gelmesi istendiğinde taşkınlık çıkardı. Polisler tarafından ters kelepçe takılırken kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti . “Bir kerelik tapuyu düzenlesen noolurdu sanki ” denilen tapu kadastro memuru suçlu bulunarak açığa alındı.

Adana’da 83 yaşındaki D. S. Noterde kendisi adına olmayan arsayı satmaya çalıştı. Mülk sahibinin noterde hazır olması gerektiği söylenen D.S . taşkınlık çıkarınca polisler devreye girdi biber gazı sıkılırken hayatını kaybeden D.S.nin çocukları noteri suçlu buldular. “Bir kerecik satışı yapsan noolurdu sanki ” denilen noter görevine son verildi.

İNANMADINIZ DEĞİL Mİ. DOKTORUN BAŞINA DA AYNEN BÖYLE BİR OLAY GELİNCE HER ŞEY OLAĞAN KARŞILANIYOR AMA …

Dr.Çağdaş VURAL

3) Bir örnekde ben vereyim.82 yaşındaki amca sağlık bakanlığına gider ve atama dairesi genel müdürü ile görüşüp doktor olan torununun tayinini kendi bulunduğu ile yapılmasını ister.Genel müdür bunun mümkün olmadığını söyler torununuzun hizmet puanı yetersiz ayrıca bu ilde boş kadroda yoktur der.Yaşlı amca itiraz eder yapmalısınız isterseniz yaparsınız biz zaten geçen tayin döneminde başvurmuştuk yine puanı yetersiz diye çıkmamıştı .Bir kerelik yapsanız ne olur der.Genel müdür olmaz amca kanun var yasa var ben nasıl yaparım.Bunu yaparsam başım belaya girer der dinletemezYaşlı amca huysuzluk çıkarır bağırır çağırır.Tehdit eder ortalığı birbirine katar.Genel müdür güvenlik ve polis çağırır Polis ve güvenlik gelince yaşlı adam direnir ortalık dahada karışır polis işe kelepçe zor kullanmayıda katar ve sonuçta yaşlı adamın kalbi dayanamaz ve ölür.Sizce sağlık bakanı genel müdürü açığa alıp soruşturma açarmı ne dersiniz?

Olayın seyrini öğrenen bir Doktor arkadaşımdan:

1-ilacı yazılacak kişi yatalak değil

2-doktor hanım ilacı yazmayı bred ettikten sonra şahıs doktora hakaret ediyor.doktor yaşını göz önüne alarak sakinleştirmeye çalışıyor, başarılı olamayınca cevap vermiyor.muayene odasından koridora çıkarıyor.

3.şahıs koridorda da bağırmaya ve hakaretlerin devam ediyor.araya muayene sıralarını bekleyen diğer hasta ve yakınları giriyor.şahıs o kişilere saldırıyor.

4-buna istinaden doktor hanım beyaz kod vererek polis çağırıyor

5-polis geliyor.kişiyi sakinleşmesi için uyarıyor.şahıs polislerden birine saldırıp,silahını almaya çalışıyor.polisler şahsa müdahele edip kontrol altına almaya çalışıyorlar.ancak bunda zorlanıyorlar.bu arada şahıs hala polislere saldırı halinde .biber gazı sikip ters kelepçe takıyorlar.bu arada hala arbede devam ediyor.
tüm olayın video ve kayıtları savcının elinde bulumaktadır.doktorun ifadesi bu şekildedir.

82 yaşında bu kadar kavga gürültü nasıl çıkarabilir bir kişi diyenlere, hastanelerin poliklinik katında bir 4-5 saat geçirmeye davet ediyorum.
not- olay bir aile hekimliği merkezinde gerçekleşiyor.normalde aile hekimleri bölgelerinde kendilerine kayıtlı hastaları tanımak( özellikle yatalak ve düzenli ilaç kullanan riskli hastaları) zorunda.gerekirse kendine kayıtlı yatağa bağımlı hastayı evinde ziyaret edip ilaçlarını reçete etmek durumunda.bu olaydaki kişi öncelikle yatağa bağımlı değil,diğer bir durumsa aile hekimine bölgesine kayıtlı değil.misafir hasta konumunda.halikyle doktor hastayı tanımıyor.ve savunmasında da bunu özellikle belirtiyor.bu derece önemli bir ilacı gereken tetkikler yapılmadan tanımadığım bir hastaya raporu dahi olsa yazmayacağım söylüyor.
şahıs vefat etmiş allah rahmet eylesin.ancak rezalet çıkarıp işimi gördüğüm zihniyeti olayları bu hale getirmiş gibi görünüyor.

4) Yusuf Topal’ın otopsi yapılmak üzere götürüldüğü Giresun Adli Tıp kurumundaki eşyaları, ailesine teslim edildi. Yaşlı adamın cebinden, İstanbul Bakırköy Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden yatalak eşi F.T.’nin adına düzenlenen, evde sağlık hizmeti uygulandığına dair belge çıktı. Belgede, 10 yıldır yatağa bağımlı olduğu belirtilen hastanın ‘serebral palsi’ tanısıyla evde ziyaret edildiği ve ‘Evde Sağlık Hizmetleri’ kapsamında takibinin sürdürüldüğü bilgisi yer aldı. Yaşlı adamın, ailesinin yüreğini burkan raporda başvurduğu Giresun 15 Temmuz Şehitler Aile Sağlığı Merkezi’nde eşi için aynı hizmeti alabilmek amacıyla çaba harcadığı belirtildi.

Yaklaşık 24 yıl boyunca yaptığım hiç bir haberde bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Gelen mesajlardan sadece kayda değer bulduğum ve noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorum haberin haberi…….

Ethem Bakar
Gurbetçi Giresun Gazetesi
İmtiyaz Sahibi
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.