Pazartesi, Kasım 18, 2019
SON DAKİKA
Home » KÖŞE YAZILARI

KÖŞE YAZILARI

BAHADIR ALEMDAROĞLU GAZETEMİZ İÇİN YAZDI

Genç Anadolu Partisi Genel Başkanı Ali Alemdaroğlu’nun oğlu Bahadır Alemdaroğlu gazetemiz yazı ailesine katıldı. İşte Bahadır Alemdaroğlu’nun ilk yazısı. Türklüğü Kimse Unutamaz; Gurbetçi Giresun Gazetesinin değerli okurları hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sevgili Okurlarım, Bugün büyük bir ülkeyiz. Birlik ve beraberlik çerçevesinde tüm düşmanlarını halk ile beraber bertaraf etmiş Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti içinde varlığını sürdüren örnek bir ülkeyiz. Nelerle mi örneğiz? Zekamızla, aklımızla, beynimizle, geleceğimizle, geçmişimizle, Atatürk’le… Ancak bu maddeler içinden bazıları bir takım cahil insanlarca sindirilmeye, sömürülmeye çalışılıyor. Atatürk bu maddelerden birisi. Atatürk büyük Türk milletinin kurucusu ve kurtarıcısıdır. 6 düşmana karşı ona inanan milleti ile düşmanlarına savaş açmış, onları yerle yeksan etmiştir. Lâkin hâlâ Atatürk’ü içine sindiremeyen bazı insanlar var. Bunlara bir çok örnek var. Atatürk büstüne baltayla saldıranda var, başına kadar çıkıp oraya oturan da…. Daha ne kadar çıkabilir böyle kişiler? Atatürk gibi önemli bir kişiliğin bir takım cahiller sebebiyle zarar görmesine kimse izin vermemeli. Nitekim kimsede izin vermiyor. Ancak Ata’ya saldırılar bununla da sınırlı kalmıyor. “Andımız” isimli metni kaldırmış ve bunların milliyetçi kesimler tarafından okunduğunda onları kendi ırklarından uzaklaştırdığını söylemiştir. Peki bu vatandaşlarımız kaç yıldır bu ülkede yaşıyor? Türkiye’ye gelen ve burada yaşamayı hedefleyen kim olursa olsun  Türkiye ve Türk vatandaşlarını mutlaka içine sindirmelidir. Neymiş Kürt, Laz, Çerkez, yada diğer ırklara mensup vatandaşlarımız kendi benliğini kaybediyormuş. Bu zamana kadar “ANDIMIZ”ı bağıra bağıra okuyan Laz, Kürt, Çerkez neredesin? Sen Türk değil misin? Neyse buradan da anladık ki bu millete Türklüğü unutturmaya çalışıyorlar. Sadece “ANDIMIZ” okumamak insana Türklüğü unutturur mu diyeceksiniz. Unutturmaz. Türklüğü kimse unutamaz, unutturamaz, Bu yazıma ilkokulda coşku ve gururla okuduğum ANDIMIZ ile veda etmek istiyorum. ANDIMIZ! Türküm, doğruyum, çalışkanım, İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene! Andımız …

Read More »

GİRESUN AKSA AKSA NEREYE KADAR?

Ethem Bakar Yazıları

Akşam saatlerinde Giresun’dan bir telefon aldım, yahu hem TRT Temsilcisisin hemde gazeteci Giresun’da şuanda elektrikler kesik bu her zaman böyle ne zaman haber yapmayı düşünüyorsun? Buyurun efendim ne diyeyim şimdi ben bu işe. Telefondaki ses faturalarımızda TRT kesintisi yazıyor, haram olsun da demez mi? Artık yapacak bişey kalmadı. Uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan bir kardeşiniz olarak böyle haber yada yazılar yazmıyorum. Ama gördüğüm kadarı ile bir şeyler yazmam gerekiyor. Giresun’da büyük bir halk topluluğu gerek sosyal medya gereksede medya aracılığı ile bu elektrik kesintilerini gündeme getiriyor. Giresun elektirik dağıtımını özel bir şirket yapıyor, zaman zaman onlardan da açıklamalar oluyor ve biz bu mecralar aracılığı ile sizlere bu açıklamaları iletiyoruz. Ama artık Giresun’da bıçak kemiğe dayanmış görünüyor. Bir an önce bu soruna nasıl bir çözüm bulunacaksa bulunmalı yoksa bu işin sonu hiç hayırlı görünmüyor. Bu akşam bana telefon eden Giresun’un saygın isimlerinden bir büyüğümüz artık şehirde herkesin bıktığını ve bu işin protesto dahil yürüyüş ve şirket önünde eylem boyutunu alacağını söyledi. Giresun halkı Türkiye’nin en saygın ve ülkesi bayrağı, milleti için yaşayan bunu her alanda en iyi şekilde gösteren modern bilinçli insanlardan oluşur eğer bir protesto olursa bunu en iyi şekilde yapar. Ancak Giresun’un ismi böyle protesto yada eylemler ile anılmadan şehrimizin yönetici pozisyonunda bulunan büyükleri bu işe bir el atıp artık bu sorunu çözmeli diye düşünüyorum. Öyle ya “Aksa, Aksa” nereye kadar? Böyle elektrik kesilmeleri şehirde Elektronik eşya ve özellikle teknolojik malzemelerede zarar veriyor. Eğer bir istatistik yapılırsa bunun ne derece doğru olduğu görülecektir. Ben kendimden bir örnek verebilirim. Benim Giresun’un Merkez İlçesine bağlı Erikliman, Gazilertepesinde yaz tatillerinde kullandığım evimde sadece 6 ayda 3 tane İnternet Modemim elektirk kesintilerinden yandı. ikisini elektriği açık bıraktığım gerekçesi ile garanti kapsamına bile almadılar. Elektiriğe bağlı olmadan modem nasıl çalışacaksa! Hadi ben yeni modem aldım ve yerine koydum, Giresun halkı yanan Elektirkli eşyalarını nasıl yerine …

Read More »

“SİYAH BEYAZ” YAŞAM

aytekindegerli

Renkler insanların zevki tutuğu takımın rengi hayallerinin rengi giyimin rengi modanın rengi. Hepsi insanlar için bir anlam taşır ama engellilerin rengi siyah beyazdan itibar olduğunu biliyor musunuz? Engelli renkleri yaşamak ister ama siyah beyazdan ileri gidemiyorlar bunu nedenlerini de size dilimin döndüğünce anlatacağım. Engelli toplumun gözünde nasıl görülüyor önce ona bakalım önce yardıma muhtaç ele muhtaç zavallı insancık. Engelli topluma bela angarya görünen onların cebinden çalışmadan alan miskin insancıklar. Bu toplumun gözünden baktıkça çok şeyler ürete biliriz ancak engellinin gözün de insanların görünümü de önemli. Engelli kolay kanar küsmeyi bilmez elline verilenle yetinmeye çalışan bir gülücüğe tüm sevgisini dışa vuran Allahlın emaneti insanlar. Gelelim şu siyah beyazın hikâyesine engellinin dünyaya gelişi siyahla başlar sonra çocukluğunu beyaz geçirir çünkü eksiğine anlamaz. Gençlik gelir artık siyaha alışmaya başlar okuyamaz imkânı yoktur oynayamaz arkadaşları aralarına almaz. Top oynarlar o izler kızlarla dolaşırlar onun içi sızlar çünkü ona kızlar bakmaz beğenmezler. Engelli büyüdükçe siyah kara olmaya başlar çalışmaya mecali yoktur devlete millete muhtaçtır. İsyan etmek ister ama edemez onun içinde Allah korkusu vardır aldığı nefese şükür eder acımasız olsa da hayat. Engelli masraflıdır yaşamı ilacı bezi tıbbı malzemesi başta olmak üzere her şeyi masraf engellinin. Devlet yıllarca üç ayda bir de olsa emekli sandığından bir aylık verirdi sonra sağlık sigortası vardı bir zamanlar. Sonra birileri gelir bunu elinden alır vakıflara verir bir de limit koyar şu kadar evine para giriyorsa sen bu parayı alamazsın derler. Yine siyahı geçer karaya bulanır engelli devleti onu kısıtlamıştır o para kendini ailesinden özgür görmesine neden oluyordu şimdi ailesinin elline bakan bir yük gibi görüyor kendini engelli. Engelli bir beyazı görür hayatına bir melek eklenir pembe olur hayatı mutluluk benim de hakkım der ve yuva kurar. İlk zamanlar iki renge bir renk daha eklenmiştir ama bu uzun sürmez hayat şartları birden kömür karasına döner. Demiştiler ya engellinin şu hakkı …

Read More »

İSTİKRAR

Avukat Yavuz Selim Aydın

İnsanlarımızın demokrasi ihtiyacı, temel ihtiyaçları arasında yer almıyor. Ekonomik olarak güvensiz bir ülke yaratıldığından olsa gerek, öncelik her zaman kişisel menfaatlerde. Buna güvenen iktidar ise gerçek dışı beyanlarda bulunmaktan ya da yasalara aykırı iş ve eylemlerden çekinmiyor. Oysa demokrasi ihtiyacı yüksek olan ya da demokrasi geçmişi sağlam olan toplumlarda, iktidarlar halkın vereceği tepkilerden çekinir ve yasalarla kendi kendilerini sınırlarlar. Biz ise iktidarı sınırlayan yasaları, milli egemenlik bahanesi ile, bir bir kaldırıyoruz. Ebedi iktidar sadece kendileriymiş gibi davranarak geleceğe en kötü mirası bırakıyorlar. Daha da doğrusu demokrasiyi, milli birliği, ahlakı, dürüstlüğü toplumsal mirasımızdan çıkartıyorlar. Lakin ilerleyen yıllarda iktidarlar değişecek ve Türk toplumu bu kez aynı olayları tersten yaşamak zorunda kalacaktır. Esasen Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasası olan 1924 Anayasası tamamen kaldırılmasa, üzerinden ihtiyaç duyulan maddelerde değişiklik yapılarak ilerlense idi belki yerleşik bir anayasa ve felsefesinin oluşması sağlanabilirdi diye düşünüyorum. Bu hem geçmişten bize, hem de bizden geleceğe bırakılmış bir miras olurdu. Öyle ki, 1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak’ın anayasal bir belge olduğunun kabulü ile iki asrı aşkın bir geçmişe dayanan anayasa tecrübesine sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Kendimize modern toplumun ihtiyaçlarını nazara alan temel anayasal prensipler belirleyip, artı kazanımlar sağlayarak ilerlememiz gerekirken, oyunu bozup sürekli baştan başlıyoruz. Geldiğimiz nokta ise; denetime kapalı, tüm yetki ve görevlerin tek elde toplandığı, şahıslara endekslenmiş, istikrarın otoriteden geçtiğine inanan Türk tipi başkanlık sisteminin tartışılmasından ileri gitmiyor. Oysa istikrarın; tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olarak doğduğu bir toplumda yasa önünde eşitlikten, düşünce ve ifade özgürlüğünden, yaşam hakkından, hukuktan, demokrasiden … kaynaklandığını görmek zor olmasa gerek. Saygılarımla.

Read More »

VANTUZ BALIĞI….

erdoğan aksu yazdı

Vantuz balığı gibi başköşeye yapışanlar, kendilerini antik dünyaların harikaları zannederler. Ve derya denizde, davetli davetsizlere her türden yaklaşım ve yakınlaşmalarla kendini bağlar, zamanla yakından başlayarak da çarparlar… Enginde fal taşı açılsa da gözler, sisten hiçbir şey görülmeyince yolculuk dikine başlar. Dikine taşlar da yerli yerine oturtulunca anlatım yasakları haşlar. İşte doğaya ve sanata özgü özgünlük bu yapışkan zeminde en sınırdaki erişilmez güçtür. Güçtür bölük pörçük kayıtlardaki sözde katılımcılık. Değer katıcılar da yere düşünce oynaş sırnaş vantuzcu gölgeleri güneşe çıkarmak gerekir. Gerekir ama cartlağı çekmek pahasına, fettanlığı ve tefecilikle yüz yüzeliği köşe başlarında sıkıştırmak iyice zorlaşır. O vakit fakirsin bari cellata bulaşma diye başlar, zenginsin bari cellat olma diye biter atadan kalma sözler. Doğanın iki yüzünü göstermek açısından vantuz balığını eni konu bilmek önem kazanır. Ayrıca hangisi kabul görecek ise görsün adabı elden bırakmadan ilim ve bilimde ısrarcılık da şarttır. Çoban kavalından süzülen folklorik ezgiler dinlenmeyi sağlar, dillenmeyi ise sollar. O ezgilerle yağlar erir ve dilenmeyi de önler. Uçan balıklar misali kuşlaşır anılar. Göçmen kuşlar misali zatıâlilerine methiyeler ve tavsiyeler düzmek şu ortamda genel geçer zanaatkârlıktır. Ama sanat, sanat değildir asla. Alaturka musikinin inzivasına giren sevme kabiliyeti dahi değildir. Sadece vantuz balığı ile özetlenebilecek bir doğa yanılması söz konusudur. Sevgisizlik kayıtlara düşünce dikine dikine ötelenmiş yeni hayat tarzını sürüler halinde seviye zorlamak da hiçbir işe yaramaz zamanla. Eninde sonunda kıyamette karşılaşılacak hasımlardan daha fazla yaratmamak için israf edilen sevgileri insana özgü erdemle tekrar yaşamaya çaba gerekir sadece. Tüm kurgulanmış dost ve düşmanların gözünde ve gönlünde yer etme, yer tutma hikâyelerine de hiç aldırmamak bazen çaredir. Ama bu gerçeği fark etmek bile çoğunlukla işe yaramaz. Çünkü tüm köşe başlarına vantuz balıkları yapışmıştır. Vantuz balığı gibi başköşeye, köşe başlarına yapışanlar, kendilerini antik dünyaların ve geleceğin harikaları zannederler. Ve derya denizde, balık hafızalı davetli davetsizlere her türden yaklaşım ve yakınlaşmalarla kendini zamklar, zamanla en …

Read More »

SANATI SANATÇIYA BIRAKIN

Son günlerde Yavuz Bingöl’ün “Erdoğan Berkin Elvan’ın annesini yuhalattı çünkü kendi ölmüş annesine küfredilmişti” demesinin ardından sanatçılığı bir kesim tarafından sorgulanmaya, toplum nazarında itibarsızlaştırmaya hatta idam sehpasına çıkarılmaya çalışılıyor. Öyle ya bir sanatçı tanımı vardı bu bahsi geçen münevverlerin ve sanatçının açıklamaları bu tanıma uymuyordu. Peki neydi bu tanım; sanatçı dediğin önce militan olmalıydı, anarşist olmalıydı gerektiğinde eline taş alıp polise sallamalıydı, gerektiğinde halk için yapılmış otobüs duraklarını parçalamalı, içinde insan olup olmadığına aldırmadan ateşe verebilmeliydi. Sanatçı dediğin mütedeyyin değil seküler olmalıydı, makam mevki devlet otoritesi, itibarı gözetmeksizin önüne gelene küfretmeliydi. Toplumun genelini ilgilendiren konularda objektif değil azınlık burjuvazinin ve onun ‘aydın’ hizmetkârlarının çıkarlarına göre sübjektif değerlendirmelerde bulunmalıydı. Gerekirse ana muhalefet koalisyonun genel başkanının seçim şarkılarını yapmalı, mitinglerinde konserler vermeli ve propagandasına aktif katkı sunmalı ama iktidar partisinin bu tarz organizasyonlarının yakınından geçmemeliydi. Gerekirse halka hakaret etmekten çekinmemeli ve halkın tercihlerini geri zekalı oluşlarına vermeliydi. Sanatçı olmak halkan kopuk olmak değil aksine halka daha yakın, halkın dilinden konuşmayı ve toplumun genelini ilgilendiren konularda değerlendirmelerde bulunmayı gerektirir. Gezi parkında fotoğraf verirken sanatçı olan kişiler eylemlerin sonuçlarını değerlendirirken mi sanatçı olmuyor ? Sanat’ı neden Sanatçıya bırakmıyoruz? bırakalım onlar ne istiyorsa yapsınlar……

Read More »